Mükemmeliyetçilik Yanılgısı

Ülkemiz genelinde yaygın bir anlayıştır mükemmeliyetçilik, özellikle dil öğrenme konusunda görünüyor olsa da aslında yaşamımızın her yerinde görünmektedir. Anımsar mısınız biz çocukken yazmayı, okumayı, saymayı öğrenirdik. Bunları yaparken bize en doğru şekilde yapmamızı öğütlediler. Halbuki okunaklı bir yazı yeterli değil miydi? Anlaşılır ve olağan bir hızda okuma yeterli değil miydi? Sayarken bir kere duraksarsak dünya yıkılırdı zaten.

Bu anlattıklarım hep bizim çocukluğumuzda yaşadığımız şeylerdir. Zayıf getirirsek kızardı ailemiz, öğretmenimiz her dersi başarıyla vermemizi beklerdi. Bu anlayış bizi çok fark ettirmesek de korkak insanlar yaptı. Hemen bir örnek vereyim:”Lise 1’de proje hazırlama dersi öğretmenimiz bir soru sordu:’Fatih, İstanbul’u fethettiğinde kaç yaşındaydı.’ Sınıftan ses çıkmadı ancak benim ortaokuldaki sosyal bilgiler dersi öğretmenimden hatırladığım kadarıyla Fatih İstanbul’u fethettiğinde çok yaşlıydı. Ben de hemen söyledim, hocam ‘çok yaşlıydı’ dedim. Hocamız dedi ki:’Evet arkadaşınız doğru söylüyor çok yaşlıydı, 18 yaşındaydı.’ Bu sözüyle bir anda tüm sınıfa rezil olmuştum.”

Ben yalnızca bildiğim şeyi söylemek istemiştim ancak hocanın bu sözü ile bir anda çok kötü oldum. Fatih İstanbul’u fethettiğinde 18 değil 21 yaşındaydı (Eğer doğum tarihi doğru kaydedilmiş ise) ancak meselemiz bu değildi. Öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın bu şekilde tavrı bizim özgüvenimizi yıkıyordu evde ailemizin bize karşı tutumları da cabası elbette. Bu yaşadığım olaydan sonra lise yıllarında bir daha asla parmak kaldırmadım. Biz eğitimciler olarak benim yaşadığım bu duruma “öğrenilmiş çaresizlik” diyoruz.

Mükemmeliyetçiliğin bir sonucu olarak bizlerde öğrenilmiş çaresizlik durumu oluşuyor ve başaracağımıza olan inancımızı yitiriyoruz. Halbuki mükemmeliyetçilik başarısızlığı doğurur başarıyı değil. Hiçkimse her şeyi en iyi şekilde yerine getiremez. Örneğin bir öğrenci bir konuyu öğrenir ardından test çözer ve diyelim ki 20 soruda 10 doğru 10 yanlış yapar. Bu çok iyi bir şey. Eğer öğrenci gider ve 10 yanlış sorusunun nasıl doğru yapıldığını öğrenirse artık çok daha iyi durumdadır. Yanlış yapmak, hata yapmak çok iyi bir şeydir. Bu sayede doğrusunu öğrenme fırsatını buluruz. Ancak tabi ki de alay ederek, küçümseyerek değil de doğrusunu anlatarak.

Başarı - Mükemmeliyetçilik Yanılgısı

İşte başarı böyledir. Başarı onlarca-yüzlerce-binlerce yanılgının ve hatanın sonucunda gelendir. Hiç yanılmayan hiç hata yapmayan birisi yoktur, bu insana özgü bir şey değil çünkü. İnsanlar yanılırlar ve öğrenirler. Ne diyor Samuel Beckett:”Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.” Örneğin ben üniversite sınavında istediğim bölümü ikinci girişimde kazandım. Yine atanmak için girdiğim Kpss sınavını ikinci girişimde kazandım. Ales sınavına da ikinci girişim yüksek lisansı kazanmamı sağladı. Yani şu gerçek var hep yanılmışım, ilk seferde başaramadım ancak ikinci girişimde ilk yaptığım hataları yapmamışım.

Peki bunların dil öğrenmeyle ne ilgisi var? Ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın da dediği gibi:”Yabancı dil konuşma kaygısı yaşıyoruz.” Doğru kelimeyi seçene kadar karşımızdaki çekip gidiyor ya da öyle kişilere rastlamış ki İngilizlerin bile kullanmadığı kelimelerle konuşuyor. Bilirsiniz bizim toplumda bir İngilizce sözcüğü yanlış telaffuz etsek hemen dalgaya alırlar. Yahu biz İngiliz, Amerikalı, Kanadalı veya Avustralyalı değiliz. Bizim anadilimiz başka bir dil. Yani tüm İngilizce sözcükleri doğru telaffuz etsem beni Galler’deki kır evinde mi ağırlayacaksın? O halde benim isteğimi, hevesimi de kırma hakkın yok.

Aynı şekilde size söz veriyorum. YÖKDİL ya da YDS bir yabancı dil sınavına gireceğim ve aldığım puanları burada sizinle paylaşacağım. İlk girişimde gülünç ikincisinde eh işte derdirten üçüncüsünde ise kayda değer bir puan alacağım çünkü benim hevesimi kimse kıramaz çünkü benim, bizim ve sizlerin çabaları, çalışmamız boşuna değil. Sözün özü yabancı dilde konuşun, yazın, okuyun sonra hata yapın sonra doğrusunu öğrenin sonra bunu döngüyü olabildiğine çok tekrarlayın ve sonucunda başarının (success) kapılarını hep birlikte açalım. Dünyada İngilizceyi en kötü konuşan ve en zor öğrenen insanlar bizler olsak bile çalışmaktan, çabalamaktan asla vazgeçmeyeceğiz, kimsenin bize engel olmasına izin vermeyeceğiz çünkü biz başaracağımıza inanıyoruz! İyi çalışmalar değerli dostlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*